Buradasınız: Ana Sayfa / Sohbetler / Allah'ı Niçin Anıyoruz / Zikre Dair Ayetlerden Bazıları: 38 ~ 45

Zikre Dair Ayetlerden Bazıları: 38 ~ 45


38 — "Rabbini çok zikret ve akşam sabah tesbih eyle." (Al-i İmran: 41)

 

"Marifetullah denizlerin de gark olanların âdeti şudur ki: Başlangıçta bir müddet dil ve zikre devam etmektir. Vakta ki zikrullah nuru ile kalp dolunca, lisan susar, zikir kalpte baki kalıp, devam eder. Bunun içindir ki, ehlullah: 'Her kim Allah'ı bilirse, dili tutulur.' demişlerdir.

 

İsa (a.s.) zikrin yüce mertebelerine erişince, şeytan geldi. 'Ya İsa, Allah'ı zikret' dedi. İsa (a.s.) hayret etti. Çünkü 'Şeytanın yaratılış sıfatı, zikirden men etmek iken, nasıl olur da zikre teşvik ediyor.' dedi. Sonra anlaşıldı ki; şeytanın zikret demekle maksadı, İsa (a.s.)'ı şaşırtmak ve zikr-i kalbî mertebesinden, zikr-i lisanî mertebesine indirmek istediği anlaşıldı. Bu da İsa (a.s.) için bir tenezzül olurdu. Binaenaleyh, akıllı kimse, gece ve gündüz zikre devam etmelidir. Çünkü zikir; hevây-ı nefsi tart eder. Bu sebeple, batından nefsin arzuları kesilince; artık şeytan, o şahsın zahirine de karışamaz. O zaman, bu zakir şahsa, bütün menhiyat (Dince yasaklananlar) kapıları da kapanır."1

 

"Zikri terk etmek için ruhsat olsaydı, Zekeriya (a.s.)'a olurdu, çünkü bu ayetin başında (Al-i İmran: 41)

 

أَلاَّ تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ إِلاَّ رَمْزًا

 

buyrulmakla, konuşmaması emredilmiş iken; 'Rabbini çok zikreyle.' diye Cenâb-ı Hakk emir buyurmuştur. Ve yine, harp esnasında bile zikri terke ruhsat verilmemiştir. Resûlullah Efendimize bile harp sırasında zikretmeleri dahi, (Enfal: 45) ayeti ile emredilmiştir. Ve çok zikretmesi istenmiştir.2 (Yukarıda bu kısım tekrarlanmıştır.)

 

39 — "Beni zikrediniz, layığı ile anınız ki ben de sizi, bana lâyık bir anlayışla anayım ve bana şükrediniz, küfranı nimet etmeyiniz." (Bakara: 152)

 

"Zikirde bir makama erilirken orada her zerrenin âlem-i kutsi bir ayine olduğunu görmektir ki, bu ayineye gereği gibi bakanların gözüne, o âlemi, celâl ve cemalin nurları inikâs eder. Ve bundan, bir ani şuur içinde alınacak olan zevk-i şuhudun bir lemhası bile, cihanlar değer ve bu makam-ı zikrin hiç nihayeti yoktur. Bu noktada insan kendinden ve âlemden geçer. Bütün şuuru Hakk'a müstağrak olur. Hatta zikir ve zakirden nam ve nişan kalmaz da meş'ur, yalnız mezkûrdan ibaret kalır. Gerçi, bu makamın lâfını edenler çoktur, fakat buna erenlerin lâf ile alâkası yoktur. Aleyhisselâtü Vesselâm Efendimiz: 'Benim Allah ile bir vaktim vardır ki; onda bana ne bir melek-i mukarreb (yani; yakın bir melek) ne de bir nebiyyi mürsel (yani; Peygamber) hiç biri yanaşamaz.' buyurmuştur. Şükür, bir nimet mukabili, tazim vazifesi olarak yapılır. Zikir ise; nimetin böyle bir kaydı vusulü olmaksızın, alel-ıtlak bir muhabbetin, bir aşk-ı kemalin eseridir... Allahu Teâlâ, bu zikir nevilerinden hangisi ile zikrolunursa; O'da, ona lâyık bir vech ile zakirini zikir ve yâd edecektir."3 Dendikten sonra; kulun zikrine karşı, Cenâb-ı Hakk'ın zikri ile neler vereceği, on maddede izah edilmiştir. Tafsilât isteyen, bu tefsire müracaat etsin.

 

"Ebu Osman-ün Nehdi demiş ki: 'Allah'ın bizi zikrettiği saati bilirim.', 'Nereden bilirsin?' diye sorduklarında, o zaman; bu ayet-i kerimeyi okudu: 'Siz beni zikrediniz, bende sizi zikredeyim.' buyuruyor dedi.

 

Yine, bu Ebu Osman'a bir kişi: 'Allah'ı zikrediyoruz, fakat kalbimizde bir halâvet bulamıyoruz' deyince; 'Siz Allah'a hamd ediniz ki; azalarınızdan birisi olan lisan veya kalbinizi, taatinden birisi olan zikir ile süslemiştir. Bu bile kâfidir.'

 

Zünnu'ül-Mısrî Hazretleri diyor ki: 'Her kim Allahu Teâlâ'yı gerçekten zikrederse, bu zikir yanında başka her şeyi unutur ve Allah onu her şeyden korur ve zikrine mükâfat olarak her ihtiyacına mukabil olur."4

 

40 — "Ve öyle Rablerinin cemalini isteyerek; sabah ve akşam ona dua edenleri ve zikredenleri yanından kovayım deme, sana onların hesabından bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki, biçareleri kovup da zalimlerden olacaksın." (Enam: 52)5

 

"Ayet-i kerimedeki iki vaktin, yani sabah ve akşam diye iki vaktin söylenmesinden murat, zikre devam etmektir. Çünkü: 'Beni zikreden; benimle oturmuş olur.' mealindeki hadis-i kutsi gereğince; zikre devam edenin, Allah ile olan huzuru da devam etmiş olur ve bu zikir ve ibadette bulunanların maksatları da, Allah'ın rızası ve cemalidir. Yoksa dünyaya ait bir amelleri yoktur."6 Kadı Beyzâvî tefsirinde de, "Sabah ve Akşam diye ayet-i kerimedeki beyandan maksat, devamlı zikirdir." denmektedir.

 

41 — "Ve onlar ki, kabahat yaptıkları veya nefislerine bir zulüm ettikleri vakit Allah'ı anarlar da derhal günahlarına istiğfar ederler. Günahları da Allah'tan başka kim mağfiret eder? Hem yaptıklarına bile bile ısrar etmezler." (Al-i İmran: 135)

 

42 — "Allah'ın adı anılarak kesilen hayvan etini yiyiniz." (Enam: 121) Yine aynı surede: "Allah'ın adı anılmayarak kesilen hayvanlardan yemeyiniz. Muhakkak böyle bir yemek fısıktır." (Enam: 121) Bu ayet-i kerimelerden de zikrin ehemmiyeti bir kere daha anlaşılıyor. Zikir ile kesilen hayvan, tayyib ve helâl oluyor da; zikirsiz kesilen leş oluyor, haram kılınıyor. Zikrin tesirini göstermek bakımından bu ayetleri de derç ediyoruz. Nitekim aşağıda hadis-i şerifler kısmında görüleceği üzere; "Zikir yapanlar diri, zikirsizler ise ölü gibidir." diye gelecek olan hadis-i şerif de, bunu teyit edecektir.

 

43 — "Muttakilere şeytandan bir tahrik gelirse; Allah'ı zikrederler de, derhal basiret sahibi olurlar, şeytanın tahrikini def ederler." (Araf: 201)

 

44 — "Gerçekten müminler ancak o müminlerdir ki; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, oynar... İşte gerçek müminler onlar." (Enfal: 2)7

 

45 — "Rahmeti Rabb olan zikrullah, onların topladığı dünya mallarından hayırlıdır." (Zuhruf: 32) diye bu ayet-i kerime de beyan buyrulmuştur.8

1 Ruh-ul Beyan Tefsîri, Cilt-1, S. 324

2 Kurtubî Tefsîri, Cilt-4, S. 82

3 Hak Dinî Kur'ân Dili Tefsîri, Cilt-1, S. 540. sahifeden itibaren, zikir hakkında tafsilat var. Bu kısım zikr-i lisânî ve zikr-i kalbî hakkında izahattan sonradır.

4 Kurtubî Tefsîri, Cilt-2, S. 171 (Zikrin faziletine dair izahat, tefsirde devam etmektedir.)

5 Hak Dini Kur'ân Dili, Cilt-3, S. 1940

6 Ruh-ul Beyan Tefsîri, Cilt-1, S. 636

7 Hak Dini Kur'an Dili, Cilt-3, S. 2366

8 Letaif-ül minen vel Ahlâk, S. 144

Gezi